İLETİŞİM VE SOSYAL MEDYA
HESAPLARI

okumapusulasi@gmail.com

Bir Sorum Var

Haftanın Pusulası 36

  •  EVRAD U EZKAR  (30 DK)
  • 1 Cevşen Hatim Paylaşımı
  • 1 Tevhitname Paylaşımı  
  • 1 Vakıa Suresi
  • Ya Halim 88      (Kullarına yumuşak davranan, hemen cezalandırmayan)
  • Ya Azim 1020   (Azamet sahibi, büyük olan)

İZLEME (30 DK)

MÜZAKERELİ OKUMA (60DK)

24.Söz: Ubudiyet hakkında

Ey nefis! Ubûdiyet, mukaddeme-i mükâfat-ı lâhika değil, belki netice-i nimet-i sabıkadır. Evet, biz ücretimizi almışız; ona göre hizmetle ve ubûdiyetle muvazzafız.

Çünkü, ey nefis, hayr-ı mahz olan vücudu sana giydiren Hâlık-ı Zülcelâl, sana iştihalı bir mide verdiğinden, Rezzâk ismiyle, bütün mat’umâtı bir sofra-i nimet içinde senin önüne koymuştur.

Sonra sana hassasiyetli bir hayat verdiğinden, o hayat dahi bir mide gibi rızık ister. Göz, kulak gibi bütün duyguların, eller gibidir ki, rû-yi zemin kadar geniş bir sofra-i nimeti, o ellerin önüne koymuştur.

Sonra, mânevî çok rızık ve nimetler isteyen insaniyeti sana verdiğinden, âlem‑i mülk ve melekût gibi geniş bir sofra-i nimet, o mide-i insaniyetin önüne ve aklın eli yetişecek nisbette sana açmıştır.

Sonra, nihayetsiz nimetleri isteyen ve hadsiz rahmetin meyveleriyle tagaddî eden ve insaniyet-i kübrâ olan İslâmiyeti ve imanı sana verdiğinden, daire-i mümkinat ile beraber Esmâ-i Hüsnâ ve sıfât-ı mukaddesenin dairesine şamil bir sofra-i nimet ve saadet ve lezzet sana fethetmiştir.

Sonra, imanın bir nuru olan muhabbeti sana vermekle, gayr-ı mütenâhi bir sofra-i nimet ve saadet ve lezzet sana ihsan etmiştir.

Yani, cismâniyetin itibarıyla küçük, zayıf, âciz, zelil, mukayyet, mahdut bir cüzsün. Onun ihsanıyla, cüz’î bir cüzden, küllî bir küll-ü nuranî hükmüne geçtin. Zira, hayatı sana vermekle, cüz’iyetten bir nevi külliyete; ve insaniyeti vermekle hakikî külliyete; ve İslâmiyeti vermekle ulvî ve nuranî bir külliyete; ve marifet ve muhabbeti vermekle muhit bir nura seni çıkarmış.

İşte, ey nefis, sen bu ücreti almışsın. Ubûdiyet gibi lezzetli, nimetli, rahatlı, hafif bir hizmetle mükellefsin. Halbuki buna da tembellik ediyorsun. Eğer yarım yamalak yapsan da, güya eski ücretleri kâfi gelmiyormuş gibi, çok büyük şeyleri mütehakkimâne istiyorsun. Ve hem “Niçin duam kabul olmadı?” diye nazlanıyorsun.

Evet, senin hakkın naz değil, niyazdır. Cenâb-ı Hak, Cenneti ve saadet-i ebediyeyi, mahz-ı fazl ve keremiyle ihsan eder. Sen daima rahmet ve keremine iltica et, Ona güven ve şu fermanı dinle:

قُلْ بِفَضْلِ اللهِ وَبِرَحْمَتِهِ فَبِذٰ لِكَ فَلْيَفْرَحُوا هُوَ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعوُنَ

 

Eğer desen: “Şu küllî, hadsiz nimetlere karşı nasıl şu mahdut ve cüz’î şükrümle mukabele edebilirim?”

Elcevap: Küllî bir niyetle, hadsiz bir itikadla. Meselâ, nasıl ki bir adam, beş kuruş kıymetinde bir hediye ile bir padişahın huzuruna girer. Ve görür ki, herbiri milyonlara değer hediyeler, makbul adamlardan gelmiş, orada dizilmiş. Onun kalbine gelir: “Benim hediyem hiçtir, ne yapayım?” Birden der: “Ey seyyidim! Bütün şu kıymettar hediyeleri kendi namıma sana takdim ediyorum. Çünkü sen onlara lâyıksın. Eğer benim iktidarım olsaydı, bunların bir mislini sana hediye ederdim.”

İşte, hiç ihtiyacı olmayan ve raiyetinin derece-i sadakat ve hürmetlerine alâmet olarak hediyelerini kabul eden o padişah, o biçarenin o büyük ve küllî niyetini ve arzusunu ve o güzel ve yüksek itikad liyakatini, en büyük bir hediye gibi kabul eder.

Aynen öyle de, âciz bir abd, namazında اَلتَّحِيَّاتُ لِلّٰهِ der. Yani, “Bütün mahlûkatın hayatlarıyla Sana takdim ettikleri hediye-i ubûdiyetlerini, ben kendi hesabıma, umumunu Sana takdim ediyorum. Eğer elimden gelseydi, onlar kadar tahiyyeler Sana takdim edecektim. Hem Sen onlara, hem daha fazlasına lâyıksın.” İşte şu niyet ve itikad, pek geniş bir şükr-ü küllîdir.

Nebâtâtın tohumları ve çekirdekleri, onların niyetleridir. Meselâ, kavun, kalbinde, nüveler suretinde bin niyet eder ki, “Yâ Hâlıkım! Senin Esmâ-i Hüsnânın nakışlarını yerin birçok yerlerinde ilân etmek isterim.” Cenâb-ı Hak, gelecek şeylerin nasıl geleceklerini bildiği için, onların niyetlerini bilfiil ibadet gibi kabul eder. “Mü’minin niyeti amelinden hayırlıdır” şu sırra işaret eder.

Hem

سُبْحَانَكَ وَبِحَمْدِكَ عَدَدَ خَلْقِكَ وَرِضَاۤءَ نَفْسِكَ وَزِنَةَ عَرْشِكَ وَمِدَادَ كَلِمَاتِكَ وَنُسَبِّحُكَ بِجَمِيعِ تَسْبِيحَاتِ اَنْبِيَاۤئِكَ وَاَوْلِيَاۤئِكَ وَمَلٰۤئِكَتِكَ

gibi hadsiz adetle tesbih etmenin hikmeti şu sırdan anlaşılır.

Hem nasıl bir zabit bütün neferâtının yekûn hizmetlerini kendi namına padişaha takdim eder. Öyle de, mahlûkata zabitlik eden ve hayvânat ve nebâtâta kumandanlık yapan ve mevcudat-ı arziyeye halifelik etmeye kabil olan ve kendi hususî âleminde kendini herkese vekil telâkki eden insan, اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعِينُ der, bütün halkın ibadetlerini ve istiânelerini kendi namına Mâbûd-u Zülcelâle takdim eder.

Hem سُبْحَانَكَ بِجَمِيعِ تَسْبِيحَاتِ جَمِيعِ مَخْلوُقَاتِكَ وَبِاَلْسِنَةِ جَمِيعِ مَصْنُوعَاتِكَ der, bütün mevcudatı kendi hesabına söylettirir.

Hem اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ ذَرَّاتِ الْكَاۤئِنَاتِ وَمُرَكَّبَاتِهَا der, herşey namına bir salâvat getirir. Çünkü herşey nur-u Ahmedî (a.s.m.) ile alâkadardır. İşte, tesbihatta, salâvatlarda hadsiz adetlerin hikmetini anla.

DUA (5 DK)

Afv ü âfiyet ve rızan Allahım; sadece Senin sevip hoşnut oldukların… Ey Hâfiz ve Hafîz olan Allahım! Ne güzel koruyucusun Sen. Ne olur, bizleri de her türlü  şer ve zarardan muhafaza buyur.  Ey Hâfız ve Hafîz olan Allahım! Ne güzel koruyucusun Sen. Ne olur, bizleri de her türlü şer ve zarardan muhafaza buyur. Allahım! Zât‐ı Ulûhiyetine, yüce dinine, Kur’ân‐ı Mübîne ve Senin mü’min kulların olan bizlere düşmanlık besleyen, komplo üstüne komplo hazırlayan, tuzak üstüne tuzak kuran insaf mahrumu zalimleri Sana havale ediyoruz. Onları kör, sağır ve dilsiz hâle getir ve kirli emellerine ulaşmalarına müsaade etme.  Allahım! Senin, en güzel ve nezdinde en makbul kulların olan enbiya, mürselîn, evliya, asfiya, ebrar ve mukarrabîn hayr ü hasenat adına Senden ne dilemişlerse ben de o hayırları diliyor; o makbul kulların nelerden Sana, Senin şefkat ve merhametine sığınmışsa, ben de o şeylerin hepsinden Senin şefkat ve merhametine sığınıyorum.  Allahım! Senden dünyada ve âhirette tastamam bir afv ü âfiyetli bizi de sevindirmeni diliyoruz. Allahım! Gönüllerimizi bütün beşerî, hayvanî ve cismanî kirlerden arındır. Amin! Büyük, Allah’tır. Her türlü hamd O’na mahsustur. Sabah‐akşam tesbîhlerle anılmaya layık yegâne Zât da yine O’dur. Salât ü selam da, Efendimiz Hazreti Muhammed’e, âline ve bütün ashabınadır.   Allahım! Yüce Kitab’ında hak ve hakîkat olarak şöyle ferman buyuruyorsun: “Eğer bir takım hile ve ayak oyunlarıyla seni aldatmaya ve hakkı bâtıl, bâtılı hak göstermeye yeltenirlerse, hiç endişe etme, Allah sana yeter. O’dur seni yardımıyla ve müminlerle destekleyen. Müminlerin kalplerini te’lif etmek üzere birbirine ısındıran ve onları bir araya getiren. Kaldı ki, dünyada kıymet adına ne var ne yok, her şeyi bu uğurda sarf etseydin bile, yine de onların kalplerini birleştiremezdin. Ancak Allah, bir lütuf olarak onların aralarını te’lif buyurdu ve onları birleştirdi. Bilesiniz ki O, üstün kudret sahibi “Azîz”, tam hüküm ve hikmet sahibi Hakîmdir.” Allahım! Bugünkü kadar ihtiyacımız yok iken bizlere muvaffakiyet ihsan ettin. Aramızda ittihat ve ittifak ölçüsünde sımsıkı bir münasebet tesis buyurdun. Şimdi o ittihat ve ittifaka ızdırar derecesinde muhtaç iken bizleri ondan mahrum mu edeceksin? Allahım! Ne olur, üzerimizdeki nimetini itmam buyur. Bizleri ittihat ve ittifak içerisinde, Allah yolunda sadece Allah hoşnutluğu için çalışan kullarından eyle. Eyle ki, tam bir vahdet‐i rûhiye içerisinde Senin yolunda yürürken Sana kavuşup hoşnutluğuna erebilelim.   Allahım! Hizmet‐i imaniye ve Kur’aniye yolunda beraber yürümeye çalıştığımız kardeşlerimizle aramıza, her kim kasten ya da kasıtsız olarak ihtilaf ve iftiraklar sokmaya çalışır.. böyle yanlış bir yolda olanlara iştirak eder.. söz ve fiilleriyle ayrılık gayrılığa davetiye çıkarır.. bölüp parçalamak için kirli projeler üretir.. hayır yolunda koşturanların karşısına bir muhalif olarak çıkar.. ihanet eder..  şahsî menfaatlerini iman ve Kur’an hizmetinin âlî menfaatlerinin önüne geçirir ya da firak ve iftirak tohumları saçarak ayrılır giderse, şayet Sen böylelerinin hidayetini ve doğru yola sevkini murad ediyorsan, en kısa zamanda onları rıza zirvelerine çıkaran dosdoğru ve sapasağlam yoluna irşad buyur. Onlara hakkı hak olarak görüp ona ittiba, bâtılı da bâtıl olarak görerek ondan içtinap eylemeyi müyesser kıl. Yok şayet muradın bu değilse, o art niyetli kimselerin hepsini Sana havale ediyoruz. Fitne ve fesat yayan ağızlarına gem vur. Kirli planlar üreten zihinlerini darmadağınık hale getir. Oluşumlarını temelinden sars. Kirli tuzaklarını da paramparça hale getir; getir ki menfur emellerine ulaşma fırsatı bulamasınlar.   Allahım! Rasûlüllah (sallallahü aleyhi vesellem) Efendimiz’in ashab‐ı güzininin arasını nasıl te’lîf buyurmuşsan bizim aramızı da öyle te’lîf buyur. Bizleri hissen, kalben ve aklen tam ittihat ve ittifaka mazhar eyle. Bu kullarını bir zaman şanı yüce peygamberlerine gördürdüğün i’lâ‐yı kelimetullah davasını bugün omuzlamaya lâyık insanlar haline getir. Allahım! Hüznümüzü ve hırsımızı gider. Lehimizde ol, aleyhimizde olma. –Sen zaten hiçbir zaman kullarının aleyhinde olmazsın.– Hakkımızda beslenen hüsn‐ü zanları boşa çıkarma. Bizi de hüsn‐ü zan ve ümitlerimizde haybet ve hüsrana uğratma. Kapının bu muhtaç kullarını dünyada ve ahirette rezil ve perişan eyleme Allahım.   Yakarışımızın sonunda Efendimiz Hazreti Muhammed’e, ehl‐i beytine, bütün ashab‐ı güzinine Senin ilmin ve malûmâtın adedince salât ü selam ediyor ve onlar hürmetine dualarımızı kabul buyurmanı diliyoruz. Ne olur, dualarımızı kabul buyur Rabbimi

“Ya Rabbenâ! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış  yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma! (…) Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize! Sensin Mevlâmız, yardımcımız! Kâfir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize!” İnananların aleyhinde koşuşturan ve planlar kuran ne kadar zavallı varsa, bütününe bizleri üstün eyle! Menfûr emellerine ulaşmalarına fırsat vermemede bizleri istihdam eyle ve bizi nusretinle, hıfz u inayetinle te’yîd buyur! “Ey bizim kerîm Rabbimiz, (…) işlerimizdeki aşırılıklarımızı affet! Ayaklarımızı hak yolda sabit kıl ve kâfirler gürûhuna karşı bize yardım eyle!” Hayatlarını Senin masum kullarına adavet etmeye bağlamış  din ve diyanet düşmanlarını bütün teşebbüslerinde hezimete uğrat.. onları sarsıntı üstüne sarsıntıya maruz bırak.. birlik ve düzenlerini boz.. hepsini bölük‐pörçük et.. birbirlerine düşür.. kirli emellerine ulaşmalarına müsaade etme ve o insanlık mahrumlarına karşı her zaman biz kullarını nusretinle te’yîd buyur!